doktorsaglik 46 Takipçi | 12 Takip
Kategorilerim

Terapi

Alternatif Tıp

Hastalıklar

Kadın Sağlığı

Ağız Diş Sağlığı

Doğal Sağlık

Psikoloji

Diyet ve Zayıflama

Sağlık

Diğer İçeriklerim (163)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (46)

09 05 2007

Böbrek taşından korunmak elinizde

Böbrek taşları erkeklerde daha sık görülüyor. 20-40 yaş arasında daha sık görülen böbrek taşından korunmanın ilk koşulu günde 2,5 litre su içmek; kahve, çay ve kola tüketimini sınırlamak.Günümüzde böbrek taşlarının büyük çoğunluğunu ortadan kaldırabilecek etkin tedavi yolları bulunsa da bu problem pek çok insanı etkilemeye devam ediyor. Amerikan Üroloji Hastalıkları Derneği yaşamı boyunca erkeklerin yüzde 12’si, kadınların %5’inin taş hastalığı ile karşı karşıya kaldığını açıklıyor.Acıbadem Hastanesi Kadıköy Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bora Özveren böbrek taşı oluşumuyla ilgili şunları söylüyor:“Kalsiyum, oksalat, veya ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu maddeler kristaller halinde böbrekte çökelebilir ve zaman içerisinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir. Taşlar yer değiştirerek veya idrar kanallarından aşağıya doğru hareket ederek vücuttan atılabilir. Ancak idrar kanalının herhangi bir düzeyinde takılarak idrar akışına engel oluşturan taşlar genellikle korkulan, şiddetli tipik böbrek ağrısına yol açar.” RİSK FAKTÖRLERİBazı hastalıklar ve alışkanlıklar bir kişide böbrek taşı oluşum riskini tetikliyor. Özellikle yaşamında daha önce kalsiyum taşı olan bir hastanın tekrar taş hastalığına sahip olma riski çok daha yüksek. Öyle ki geçmişte taş hastalığı olan hastalarda ikinci kez taş oluşma olasılığı bir yıl içerisinde %15 iken 10 yıl içerisinde % 80’lere çıkıyor. Dr. Özveren risk faktörleri konusunda şunları söylüyor:Ayrıca kristallerin oluşumuna yol açan bazı ilaçlar taş hastalığı riskini artırır. Sık veya sürekli ishal durumunda, ya da sıvı kaybı sonucu yoğun, asidik idrar çıkaran kişilerde böbrek taşı gelişebilir.” BESLENME ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİNTaş oluşumunda beslenme alışkanlıklarının de rolü büyük. Beslenme düzenine dikkat ederek büyük ölçüde taş oluşumunu önlemek mümkün. Dr. Özveren dikkat edilmesi gere... Devamı

09 05 2007

Böbrek taşları

Böbrek taşları nasıl meydana gelir? Bunlar kalsiyum, fosfat, amonyum gibi inorganik tuzların bir bil simidir. İçinde ürik asit veya amino asitlerin bulunduğu organ karışımlardan da meydana gelebilir. Böbrek taşlarının meydana gelmelerinin sebepleri nelerdir? Bazı hallerde esas nedenler bilinmektedir. Meselâ, gut hastalığı da böbrek ifrazatında yüksek bir kan-ürik asit konsantrasyonu  ayrıca yüksek ürik asit konsantrasyonu bulunmaktadır. Bunlar ürik asit türü taşlarının meydana gelmesine yol açmaktadır. Yine bunun benzeri olarak, kalsiyum metabolizma bozukluklarında, idrar ve böbreklerde kalsiyum türü taşlar meydana gelmektedir. Ancak, vakaların çoğunluğunda bunun asıl mekanizması bilinmemektedir. Bununla beraber taşların meydana gelmelerinin çeşitli nedenleri vardır: a.  Düzensiz gıda alımı. b.  İdrarda kimyasal dengesizlikler (bunların nedeni bilinmemektedir). c.  İç salgı bezlerinin düzensiz işlemesi, özellikle boyundaki para-tiroid bezleri. d.  Vitamin eksiklikleri. e.  Böbrekte iltihap. f.   İdrar yolunun bir veya birkaç tarafında yetersiz drenaj kudreti. Böbrek taşları erkek ve kadınlar arasında aynı oranda mı olur? Hayır. Erkeklerde olma oranı biraz daha fazladır. Böbrek taşları herhangi bir yaşta mı meydana gelebilir? Evet. Bunlar çoğunlukla kırk, elli ve altmış yaşlarında olanlarda rastlanmaktadır. Çocuklarda böbrek taşlarına çok az rastlanır. Böbrek taşları ne gibi belirtiler gösterir? Bazı hallerde taşlar hareketsizdir ve belirti göstermezler. Bu tür taşlar ancak kazara meydana çıkabilir. Genellikle taşlar idrarda sancı durumu, cerahat hücreleri, kan, belirtileri gösterir ve çok kez de böbrek fonksiyonunda arıza yaparlar. Böbrek taşları tek mi veya birden fazla mı olur? Genellikle tek olur. Ancak birden fazla da olabilirler. Birden fazla oldukları hallerde iki böbrekte de bulunabilirler. Böbrek taşlarının büyüklüğünde büyük farklar olabilir mi? Evet. Bunlar kum tanesi boyunda mikrosko... Devamı

09 05 2007

Tetanos nedir ve nasıl meydana gelir?

Kas kasılmaları ve izpazmozlar meydana getiren akut bir enfeksiyondan ileri gelen bir hastalıktır. Çene kaslarının kilitlenmesinden bazen bu hastalığa çene kilitlenmesi de denir. Hastalık aşırı soğuk ve aşırı sıcakta yıllarca süreyle yaşayabilen bir basilden ileri gelmektedir. Bu basil hareketsiz “sporlar” meydana getirmekte ve bunlar insan vücuduna  girdikten sonra canlanmaktadırlar. Tetanos insana nasıl bulaşır? Bu mikrop dünyanın her tarafında, özellikle hayvan veya insan dışkılarıyla karışmış topraklarda bulunmaktadır. Yaralar, özellikle delinmiş yaralar, tetanosun gelişmesi için en elverişli yerlerdir. Mikrop beyin ve omuriliğe tesir eden bir zehir geliştirmektedir. Bu zehir kas ve eklem kasılmalarına, izpazmoz hallerine neden olmaktadır. Tetanosun gelişme süresi ne kadardır? Beş ile on gün arası, ama bazı hallerde iki gün ile iki ay arası da sürebilmektedir. Tetanos teşhisi nasıl konur? Yaralanma veya ameliyat hali inceden inceye gözden geçirilir. Yara cerahatlidir ve cerahatin kültürü teste tâbi tutulduğu zaman tetanos mikrobu bulunur. Belirtiler menenjit, kuduz ve başka hastalıklarla benzerlik taşıdığından bunlardan ayırt edilmesi gereklidir. Tetanos nasıl önlenebilinir? Şunların yapılmasiyle: a.  Tetanos toksoid — Yaralanmaları muhtemel olan bahçıvanlaı çiftçiler, askerler, makinistler, çocuklar ve atletlere bağışıklıl kazanmaları için yapılır. b.  Tetanos antitoksini (TAT) — Pasif bağışıklık temini için. Bir ya ralanma olduğu zaman bu kısa bir süre için korunmayı temin edecektir. Tetanos gelişmişse durum neyi gösterecektir? Tedaviye başlamanın çabukluğuna bağlıdır. Çok gençlerde ve çok yaşlılarda ölüm oranı oldukça yüksektir. Ötekilerinde ölüm oran yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değişir. Eğer hasta ilk dokuz ila on günü atlatırsa iyileşme şansları artmış demektir. Tetanos tedavisi nasıl yapılır? a.  Büyük dozajlarda antibiyotik verilmesi. b.  Büyük dozajlarda tetanos ant... Devamı

09 05 2007

KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ

KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ NEDİR ?   Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, ilk olarak hastalığın ismini aldığı Kırım ve Kongo'da görülen, virüs dediğimiz mikropların sebep olduğu ölümcül seyredebilen bir hastalıktır.                                               KONGO KANAMALI ATEŞİ’NİN BELİRTİLERİ NELERDİR ? Hastalık ateş, ani başlayan baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikâyetler de görülebilir. İlk günlerde yüzde ve göğüste kızarmalar ve gözlerde kanlanmalar ortaya çıkabilir. Göğüs ve karından başlamak üzere vücuda yayılan küçük nokta şeklinde kanamalar olabilir ve bu kanamalar daha da büyüyerek vücuda yayılabilir. Hastalık tablosuna burun ve dişeti kanamaları da eşlik edebilir.   KONGO KANAMALI ATEŞİ NASIL BULAŞIR Hastalık insanlara kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşır; evcil hayvanlar da aynı şekilde bulaşabilmektedir. Ancak, hasta­lık hayvanlarda belirtisiz seyrederken    insanlarda oldukça öldürücü  olabil­mektedir. Yabanî kemirici  hayvanlar, kuşlar ve   keneler   ha... Devamı

08 05 2007

HAMİLELİK SÜRECİ

Zayıf hamilelik sağlıklı mı? Sürekli zayıf görmeye alışık olduğumuz göz önündeki insanların başlattıkları "zayıf hamilelik" konusu kafaları karıştırmış durumda. "Hamilelik boyunca ne kadar kilo almak normal, fazlası ve azının ne gibi tehlikeleri var?" sorularını Op. Dr. Oktay Özçörekçi ile konuştuk. Son yıllarda "zayıf hamilelik" konusu çok konuşulmaya başladı. Ebru Şallı'nın ardından Demet Şener de zayıf hamileler listesindeki yerini aldı. Onlara uymak isteyen anne adayları ise, kilo almamak adına bilinçsizce, bir uzman doktordan yardım almadan sıkı bir diyet programına başlıyorlar. Bu da, hem annenin hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atmak anlamına geliyor. Diğer taraftan bunun aksi durumda da aynı tehlike söz konusu. Yani ne güzellik uğruna zayıf kalmak ne de tamamen kendini salıverip yemeklere kaptırmak doğru. Unutulmaması gereken en önemli nokta; hamilelik döneminde "kilolu" hissetmek ve kendini beğenmemek geçici bir durum. Bir gebelik, annenin son regl tarihinin ilk gününden itibaren 28 günlük ay takvimi hesabıyla 10 ay (40 hafta ya da 280) gündür. Gebelik sırasında ortalama toplam 11-14 kilo alınmasına karşın, yalnızca bir kilo gibi küçük bir oranı "ilk üç aylık dönemde" alınır. Bunun 3-3,5 kilosu bebek ve eklerine (plasenta ve poş suyu), gerisi de her ay başına bir kilodan 10 ayda 10 kg. olarak anneye aittir. İlk üç aylık dönemde, ceninin taslağı, tüm önemli yapıları ve organ sistemleri oluşur. 12. haftada cenin, ortalama 7 cm uzunluğunda ve 28 gr. ağırlığındadır. İkinci üç aylık döneme, "altın dönem" de denir. Bu dönemde, bulantı azalır, uyku düzelir, iştah artar. Buna bağlı olarak kilo artışı olur. Gebelikte kilo artışının aşırı olmaması; gebelik öncesi ağırlığına bağlı olarak; yerleşmiş kilonun üzerine biraz daha fazla kilo binmesiyle şişmanlığın getirdiği yeme-acıkma, acıkma-yeme kısır döngüsü gebelikle beraber daha belirgin yaşanmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle, gebelik öncesi fazla kilolardan kurtularak hamil... Devamı