doktorsaglik 46 Takipçi | 12 Takip
Kategorilerim

Terapi

Alternatif Tıp

Hastalıklar

Kadın Sağlığı

Ağız Diş Sağlığı

Doğal Sağlık

Psikoloji

Diyet ve Zayıflama

Sağlık

Diğer İçeriklerim (163)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (46)

10 05 2007

Kıl Dönmesi nedir?

Pilonidal Sinüs [PS] hastalığı, halk arasında “kıl dönmesi” olarak bilinen sıkıntılı bir durumdur. Bu hastalık çok büyük oranda kuyruk sokumunda ortaya çıkar. Hastalık ilk kez 1833 yılında Dr.Herbert Mayo tarafından bilimsel olarak tanımlanmıştır. Fransız ekolünden etkilenen eski Türk tıp dilinde “kist dermoid sacral” olarak da adlandırılmıştır. Aslında, hastalık bir kist olmaktan ziyade bir apse formasyonudur. Bu apseleşmenin cilde açılmasına ise “sinus” adı verilmektedir. Pilonidal kelimesinin anlamı “kıl yuvası”dır. Ancak bazı olgularda apse veya kist içinde kıl bulunmamaktadır. Bu nedenle, kıl dönmesi şeklinde bir adlandırma her zaman doğru tanımlama olmamaktadır.Nerede görülür?Genelde anüsten uzak yerleşim söz konusu ise de bazı vakalarda sinüs açıklıklarının anüse çok yakın olduğu görülür. Olguların %90’ında sinüs açıklığı yüksekte ve anüse 5-8 cm uzaklıktadır. Orta hattaki sinüs ağızlarına primer açıklık denir. Orta hattan uzakta sağdan veya soldan olan ağızlarsa sekonder açıklıklardır. Primer açıklıklar deri gibi epitelle döşeliyken, sekonder yolların içini granülasyon dokusu adı verilen olgunlaşmamış bir doku kaplar. Kimlerde görülür?   YAŞ: PS ergenlik çağı ve genç erişkin hastalığıdır. Olguların büyük çoğunluğu 15-25 yaş grubu içerisinde yer alır. 30 yaşından sonra sıklık belirgin şekilde azalır. 40 yaşından sonra artık nadirdir. Bununla birlikte 50’li yaşlarda PS nedeniyle başvuran hastalar da olmaktadır. Hastalığın yaş ile bu ilgisi, pilosebaceous gland denilen kıl kökündeki yağ bezlerinin puberte (ergenlik) döneminde aktifleşmeye başlayan seks hormonlarından etkilenmesinden kaynaklanmaktadır. Yenidoğanda ve bebeklerde de aynı bölgede ciltte delikler görülebilir. Ancak bu piloni... Devamı

09 05 2007

MASABAŞI DİYETİ: OFİS ÇALIŞANLARINA ÖZEL

Zayıflama merkezi, spor salonu dolaşmadan; sağlığınızı tehlikeye atacak ilaçlar içmeden de incelmeniz mümkün. Masa başı diyeti adı verilen beslenme düzeniyle sağlıklı kilo vermek çok kolay. Bu diyetin temel şartı ise; masa başında yediğiniz abur cuburlarla vedalaşmak! Gofret, çikolata, cips, bisküvi ve diğer atıştırmalıklar yerine sağlıklı besinler tüketmek. Ancak, acele etmeye gerek yok. Metabolizmanızı şaşırtmadan yavaş davranmakta fayda var. CİPS YERİNE SALATALIK Mesela, öncelikle masanızda havuç, salatalık ve bir paket galetaya yer açın. Karnınız zil çalmaya başladığında; biraz su için veya kendinize bir bardak meyve çayı hazırlayın. Gün içinde şeker ihtiyacınızı çikolata yiyerek gidermeye alışıksanız; şekerinizin düştüğünü hissettiğinizde üstü çikolata kaplı mısır gevreğini masanıza yerleştirin. Aman dikkat! Sadece ama sadece çikolata krizi önlenemez hale geldiğinde bunu yiyin. Çünkü, bu tür atıştırmalıklardan ne kadar tüketirseniz o kadar çok isteyeceksiniz. ÖĞLE YEMEĞİNDE ROKA Saat 13.00, kafeterya zamanı. Salata barın yakınındaki bir masaya oturmaya ne dersiniz? Yeşil yapraklı sebzeler daha hızlı kilo vermenize yardım edebilir. Örneğin A, C ve E vitaminleri, potasyum, kalsiyum ve demir yönünden zengin roka, bedeniniz için roket yakıtı etkisi yapabilir. Unutmayın; yeşil yapraklıların rengi koyulaştıkça, içindeki demir miktarı da artar. SOSTAN UZAK DURUN Bu arada; ne kadar azimli davransanız da salata barlar da dahil, her yerin kalori tuzaklarıyla dolu olduğunu unutmayın! Örneğin; yoğurtlu ve kremalı kremalı salata soslarından uzak durun. Kokteyl soslar yerine sadece sirke ve limon kullanmayı tercih edin. Sıcak bir şeyler istiyorsanız, bir porsiyon makarna ya da patates yemeği ve sonrası için biraz meyve iyi bir öğün olabilir. Üstelik bu mönü sizi akşamüstüne kadar açlıktan koruyacaktır. SAHİDEN AÇ MISINIZ? Ama en önemlisi, masa başı diyeti nin temel prensibini aklınızdan çıkarmayın: Sadece öğle tatili diye aç olmadığınız halde b... Devamı

09 05 2007

AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMENİN YOLLARI

Ağız kokusu toplumda çok büyük bir sorundur. Tahmin edilenden daha yaygındır ve sosyal ortamlarda sizi ve diğer insanları çok rahatsız eder. Bazı önlemlerle kötü ağız kokunuzu önleyebilirsiniz. Dilinizin pis bir halıya dönmesine izin vermeyinAğız bakımı doğru ve tam yapılmadığı sürece kötü ağız kokusu kaçınılmazdır. Ağız kokusunun nedeni genellikle ağız içindeki çürümüş yemek parçaları ve mikroplar (bakteriler)�dır. Bu nedenle dişlerin fırçalanması sırasında nazikçe dilimizi de fırçalamalıyız. Yemek parçaları ve bakteriler dişlerimiz ve diş etlerimizden çok dilimizin üzerindeki tat tomurcuklarının etrafında bulunur. Bu tomurcuklar sayesinde dilimiz gerçekte tam bir kalın tüylü halı gibidir. İşte bu tüylerin arası tıpkı halının ilmiklerinin arası gibi yemek parçacıklarının ve bakterilerin yerleşmesi için çok uygundur. Bu nedenle ağız sağlığı mutlaka dil temizliğini de içermelidir. Bu temizlik için özel aparatlar gerekmez. Diş fırçanızın kendisi, bir kaşığın kenarı bu iş için yeterlidir. Ağız sıvıları ile yapılan gargara geçici bir önlemdir ve aslında kötü bir alışkanlıktır. Sorunu çözmez sadece ağzınızın bir süre iyi kokmasına yardımcı olur; kullanılmamalıdır. Sakız çiğneyinTükrük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antiboyitikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pekçok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükrük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükrük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı ol... Devamı

09 05 2007

Hastaneler

ÖZEL HASTANE TELEFONLARI Avrupa Florence N. Hastanesi  212 88 11 Avrupa Florence N. Hastanesi  212 88 11 Academir Hospital  321 28 41 Acıbadem Hastanesi  544 44 44 Acıbadem Caorusel Hastanesi  414 44 44 Afiyet Hastanesi  344 89 00 Akça Hastanesi  531 11 11-12 Aksoy Hastanesi  274 88 90 Alibeyköy Hastanesi  621 10 80 Alman Hastanesi  293 21 50 Amerikan Hastanesi  231 40 50 Anadolu Çıhar Hastanesi  445 47 77 Arnavutköy Hastanesi  597 08 30 Ataköy Hastanesi  653 93 00 Atlas Hastanesi  461 64 12 Anadolu Hastanesi  690 23 53 Avcılar Hayat Hastanesi  695 48 30 Avcılar Hospıtal  591 10 10 Avusturya Sen Jorj Hast.  243 25 90 Bağcılar Hastanesi  611 21 50 Bahat Hastanesi  594 58 68 Bahçelievler Ömür Hastanesi  507 67 41 Balta or Ahayim Hastanesi  635 92 80 Bakırköy Ömür Hastanesi  542 99 21 Balıklı Rum ... Devamı

09 05 2007

Botoks Uygulamaları

Botoks, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı organlar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir. Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botoks’un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Plastik cerrahi alanında ise genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki çizgilenmeleri azaltmak ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacı ile kullanılır. Mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, üzerini örten deri üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece yüzdeki dinamik çizgilenmeler ortaya çıkar. En sık ortaya çıkan dinamik çizgiler, alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür. Alın ve göz kenarlarındaki çizgiler kişiye daha yaşlı bir görünüm, kaşlar arasındaki çizgiler ise kişiye çatık kaşlı, kızgın bir bakış ifadesi verir. Mimik kaslarına botoks uygulanarak bu kasların hareketleri zayıflatılabilir, kas hareketlerindeki azalma, üzerindeki derinin, kas hareketleri ile katlanmasını ve katlanmaya bağlı çizgilenmeyi de azaltır. Bu şekilde yaşlı ve kızgın olarak görünen yüz ifadesinde de belirgin bir düzelme sağlanır. Botoks, ter bezlerine uygulandığında, ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletim de durdurularak ter bezlerinin çalışması azaltılabilir. Vücudun en çok terleyen bölgeleri, avuç içleri ve koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botox uygulandığında şikayetlerinde düzelme sağlanır. Botoks, injeksiyon şeklinde uygulanır ve ağrılı bir işlem değildir, injeksiyon anında hafif bir ağrı hissedilebilir. Mimik kaslarının hareketlerinde azalma istendiğinde mimik kaslarının içine, terleme şikayetinin azalması istendiğinde deri içine injeksiyon yapılır. Botox’un etkisi injeksiyonu takiben ilk hafta içinde ortaya çıkar ve etki süresi 3-9 ay... Devamı