doktorsaglik 46 Takipçi | 12 Takip
10 05 2007

KEMİK İLİĞİ NAKLİ NEDİR?

Çocukluk çağı lösemilerinde esas olan ilaçla tedavidir. Toplam 3-3.5 yıl süren kemoterapi sonunda % 85'lere varan oranda tamamen iyileşme sağlanır. Tedaviye cevap alınamayan vakalarda ve bazı özel durumlarda kemik iliği nakli uygulanabilir (%5-10 oranında). TEDAVİNİ ESASLARI NELERDİR? Kemik iliği naklinde temel prensip, kan hücrelerinin yapımını sağlayan ana-kök hücrelerin sağlam bireylerden (verici-donör) alınarak lösemi hastasına verilmesidir. Böylece normal kan yapımı sağlanmış olur. KİMLERDEN KEMİK İLİĞİ ANA-KÖK HÜCRELERİ ALINIR? 1- Doku grupları (HLA) uygun kardeşlerden veya nadiren diğer aile bireylerinden (ALLOJENİK). 2- Doku grupları (HLA) uygun akraba olmayan vericilerden (Kemik İliği Doku Bilgi Bankası aracılığıyla). 3- Hastanın kendi kemik iliğinin dondurularak saklanması ve gerektiğinde verilmesi. 4- Damarlarımızda dolaşan kanın içindeki ana-kök hücrelerin özel bir yöntemle toplanarak hastaya verilmesi. 5- Göbek Kordonu Kanı: Yeni doğan kardeşin ana-kök hücrelerden zengin plasentasından (eş) toplanan kanın kullanılması. NASIL KEMİK İLİĞİ ALINIR? Toplama işlemi ameliyathane koşullarında genel anestezi altında uyutularak yapılır. Öze... Devamı

10 05 2007

"Her yıl bin 200 çocuk lösemi (Kan kanseri) riski altında"

Türkiye'de her yıl bin 200 çocuğun lösemi hastalığı riski altında olduğu belirtiliyor.Lösemili Çocuklar Vakfı Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Füsun Emecen, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde düzenlenen 'Lösemi Hastalığı' konulu toplantıda, çocuklarda kanser hastalıklarının hızla arttığını söyledi.   Dünyada her yıl 1 milyondan fazla çocuğun lösemiye yakalandığını belirten Emecen, "Türkiye'de her yıl bin 200 çocuk lösemi hastalığı riski altında" dedi.   Emecen, hematoloji alanında son yıllarda ortaya çıkan olumlu gelişmelerle çocuklarda lösemi hastalığı tedavisinde yüzde 91'e varan tam iyileşmeler sağlandığını anlattı: "Standart risk ALL'li (akut lenfoblastik losemi) 10 çocuktan 9'u normal yaşamlarına dönebilmektedir. Ülkemizde de bu başarının elde edilmesi için çok steril ortamlar, en yeni teknoloji ile donanmış ihtisas hastaneleri, tecrübeli sağlık personeli ve sosyal desteklerin yer aldığı büyük merkezlere ihtiyaç olduğu açıktır.   Diğer taraftan lösemi tedavisinde ilaçlar kadar hijyen, beslenme ve yaşama sımsıkı bağlanmak büyük önem taşımakta. Bugüne kadar yüzlerce çocuk tedavi edilerek normal yaşamlarına döndü. Lösemi hastalığının tedavisi son derece pahalı. Yüzlerce milyar tutan bu tedavileri hiçbir ailenin bütçesi kaldıramamaktadır." LÖSEV'in amacı   Füsun Emecen, LÖSEV'in 1998 yılında, lösemili ve kan hastası çocukların, sağlık ve eğitim başta olmak üzere her türlü ihtiyaçlarının sağlanmasına yardımcı olmak, bunun yanı sıra kalıtsal ve edinsel kan hastalıkları konusunda ulusal düzeyde tedavi, eğitim ve araştırma kurumlarını kurmak ve işletmek amacıyla kurulduğunu belirtti.   Lösemi hastalığını tanıtmayı, lösemili çocukların ve ailelerinin sıkıntılarını topluma aktarmayı ve bu vesileyle toplumu bilinçlendirmeyi amaçlamadıklarını belirten Emecen, "Lösemili çocuklar kentini kurmak için arsaya ihtiyacımız var. Bunun için her ... Devamı

10 05 2007

Doğum kontrol yöntemleri hakkında yanlış bilinenler

Doğum Kontrol Hapları Kilo aldırır... Doğum kontrol haplarının içinde bulunan progesteron türevi maddeler vücutta su tutulmasına neden olabilirler. Bu etki kişiden kişiye değişmekle beraber, biriken madde "su" olduğundan, kalıcı bir kilo değişikliği yapması beklenen bir yan etki değildir. Yine haplar beyinde açlık merkezine etki ederek iştah artışına neden olabilirler. Bu etki de kişiden kişiye değişmekle beraber günümüzde kullanılan düşük dozlu (yani 35 mikrogram ve daha düşük miktarlarda östrojen içeren) hapların anlamlı bir iştah artışına ve buna bağlı olarak gıda alımının artması sonucu kilo artışına neden olmaları beklenmez. Haplardan kaçınmanızın tek nedeni kilo almaktan korkmanız ise doktorunuza bu durumu bildirin. Belki de bu durumda en iyi çözüm hapları 4 ay boyunca kullanmak ve 4. ay sonunda sonucu değerlendirmektir. Bu süre sonunda hapların sizde kilo aldırıcı etkisi olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Sonuca göre haplara devam edebilir veya diğer yöntemlere geçiş yapabilirsiniz. Tüylenme yapar... Günümüzde kullanılan doğum kontrol haplarının içeriğinde yer alan progesteron türevli ilaçların testosteron ("erkeklik hormonu") benzeri etki yapması muhtemel olmakla beraber, hapların yapımında en az testosteron etkisi bulunan progesteron türevi ilaçlar kullanılır. Bu yüzden günümüzde kullanılan hapların tüylenmeyi artırması beklenmez. Aksine tüylenme tedavisinde doğum kontrol hapları birinci basamak tedavi olarak uzun zamandan beri kullanılmaktadırlar. Kısırlığa neden olur... Haplar bırakıldıktan sonra hapların sağladığı kan hormon seviyeleri kısa zamanda azalır ve günler içinde hap almadan önceki seviyelerine geri döner. Hapların kalıcı hormon bozukluğu yaptıklarına dair hiçbir bilimsel veri yoktur ve teorik olarak da mümkün görünmemektedir. Kişisel farklılıklara bağlı olarak yumurtlamanın (yani gebe kalabilirliğin) geri dönüşü bir-iki ay gecikebilir, bu süreden daha fazla bir gecikme oldukça ender görülen bir durumdur. Özetle... Devamı

10 05 2007

Aile planlaması yöntemleri

DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ İdeal bir korunma yöntemi gebeliği kesin olarak önlemeli, sağlığa zarar vermemeli, uygulaması kolay olmalı, maliyeti düşük olmalı ve çiftler tarafından benimsenmelidir.Aile planlaması, istenildiği zaman, istenilen sayıda çocuk sahibi olmaktır. Her kadının istediği zaman ve istediği sayıda çocuk sahibi olması en doğal hakkıdır. Ancak kontrolsüz, birbirini takip eden doğumlar ve düşükler anne-çocuk sağlığını tehdit eder.Aile planlaması, istedikleri zaman, istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen hizmetlerin tümüdür. Aile planlaması ailelerdeki kişi sayısını sınırlandırma anlamını taşımaz. Amaç anne ve doğacak çocukların sağlıklı olması ve çocuk sahibi olmak istendiğinde gebeliğin oluşmasıdır. Çünkü iki yıldan az aralıklarla yapılan doğumlar annenin vücut sağlığını önemli ölçüde bozmakta, gebelik sırasında riskleri artırmakta, hatta ara vermeden arka arkaya yapılan doğumlar anne ölümlerine neden olmaktadır. Ayrıca sık aralıklarla doğan çocukların anne karnında gelişmeleri tam olmamakta (doğum ağırlığı düşük bebekler), sakatlık oranı yükselmekte, bakımları güçleşmekte ve bebek ölümleri artmaktadır.Bütün bunlar gözönüne alındığında aile planlamasının amaçlarını şöyle sıralayabiliriz ; Bireyleri ve aileleri, üreme sağlığı konusunda eğitmek Anne ölümlerini önlemek ve sağlığını korumak Bebeklerin sağlıkla doğmalarını ve yaşamalarını sağlamak Yüksek riskli gebelikleri önlemek İstenmeyen gebelikleri önlemek Çocuk sahibi olmak isteyenlere tıbbi yardım sağlamak Bireyleri aile planlaması yöntemleri konusunda eğitmek. Türkiye’de aile planlaması hizmetleri; Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan sağlık ocakları, ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezleri ve hastanelerin yanında SSK hastaneleri, üniversite ve diğer kamu kuruluşlarının hastaneleri ve özel sağlık merkezlerinde verilmektedir. Kamu kuruluşlarında, kondom ve doğum kontrol hapları ücretsiz dağıtılmakta, rahim içi araç (RİA) ücretsiz ya da... Devamı

10 05 2007

ZAYIFLAMA UĞRUNA KAYBEDİLEN SAĞLIK

Günümüzün hastalığı olan şişmanlığın giderilmesi için elimizi nereye atsak nerdeyse mucize zayıflama reçeteleri ile karşılaşıyoruz. Bazen öyle uygulamalar yapılıyor ki insanların mevcut sağlıklarını kaybetmesi pahasına çok düşük kalorili diyetlerle kilo verdiriliyor. Böyle hastaları sonradan takip ettiğimizde ne yazık ki uzun dönemde metabolizmalarının yavaşladığını, daha kolay kilo alır duruma geldiklerini ve psikolojilerinin bozulduğunu görüyoruz. Fazla kilolardan kurtulmak amacı ile yapılan yanlış zayıflama programlarının özellikleri şöyledir : 1. gazetelerde, dergilerde yayımlanan herkes için geçerli olabileceği savunulan diyetler 2. kısa sürede hızlı kilo kaybı vaad eden şok diyetler (burada kişiler kısa sürede bir şekilde kilo kaybederler ancak program bittiğinde çok hızlı bir şekilde tekrar kilo alırlar) 3. dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmayıp, özel ürünlere yönlendiren diyetler 4. tek besine dayalı diyetler 5. kişiye özel olduğu savunulan, kişinin alışkanlıklarını değiştirmeyen, haftada bir değişen diyet listeleri (bu daha çok o diyeti hazırlayan kişiye bağımlı olunmasını amaçlar) 6. yağ dokusundan kayıp sağlamayan, sadece su kaybına neden olan idrar söktürücü veya ishal yapıcı ilaçlar, saunalar Bu tür programlarda insanların kişisel özellikleri gözönüne alınmadan genel olarak düşük kalorili diyet listeleri verilir ve bunlar moda olur. Örneğin, Beverly Hills diyeti: bu diyette protein çok sınırlıdır ve enerji karbonhidrattan sağlanır. İlk başta çok hızlı yağsız vücut kitlesinden kilo kaybı olur. Negatif azot dengesi oluşur. Vitamin mineral açısından kısıtlı bir diyettir. Uzun dönem uygulanabilecek bir diyet değildir ve program bitiminde kişi hızla verdiği kiloyu tekrar alır. Karbonhidrat gibi bir besin öğesinin kısıtlanmasına dayanan diyetlerde ise kişiler protein ağırlıklı beslenirler ve enerji proteinden sağlanır. Bu diyetin ana fikri vücudun proteinleri sindirme sırasında harcadığı enerjiyi artırara... Devamı