Blogumuzda bulunan yazılar tamamen bilgilendirme amaçlıdır.Hastalık ve rahatsızlıklarınızın tedavisi için lütfen doktorunuza veya enyakın sağlık birimine başvurunuz.

11/9/2008

Diş fırçalama kalp krizi riskini azaltıyor

DİŞ fırçalamanın kalp krizi riskini azaltabileceği açıklandı. Yeni Zelandalı Profesör Greg Seymour, “Diş eti hastalıkları tehdidi nedeniyle vücut kendi savunma sistemini devreye sokuyor ve kendi koruyucu hücrelerini öldürüyor. Bu durum damarda kireçlenmeye neden olarak kalp krizini tetikliyor” diye konuştu.

12/7/2007

Ağız kuruluğu dişleri vuruyor

Diş hekimliğinde 'Xerostomia' adı verilen ağız kuruluğu, tedavi edilmediği taktirde ciddi sorunlara yol açabiliyor.

Günlük yaşamda önemsenmeyen sorun diş çürükleri, dişeti iltihaplanmaları ve beslenme bozukluklarına yol açabiliyor.
 
Diş Hekimi Altuğ Serçe, sorunun kaynağını ve çözüm önerilerini anlattı:
 
"Tükürük bezlerinin yetersiz çalışması ağız kuruluğuna (xerostomia) yol açmaktadır. Tükürük miktarındaki yetersizlik dolayısıyla diş yüzeyinde aşırı miktarda gıda ve bakteri plağı birikmesi meydana gelir.
 
Bu da diş çürükleri, dişeti iltihaplanmaları ve beslenme bozukluklarına neden olur. Ayrıca ağız kuruluğu, çiğneme ve yutma güçlüğüne neden olduğu için beslenme bozuklukları da oluşur."
 
Yan etki olarak ortaya çıkıyor
 
Ağız kuruluğu, tansiyon, alerji, antidepresan, ağrı kesici gibi ilaçların kullanımı ile radyoterapi ve kemoterapinin yan etkisi olarak ortaya çıkabiliyor.
 
Kişide devam eden boğaz ağrısı, dilde yanma, sık susama, ağız kokusu, konuşma güçlüğü, protez kullanmada güçlük, tat bozukluğu, dudak ve dudak kenarlarında çatlama gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
 
Tükürük miktarındaki yetersizlik, tükürük yapısında bulunan kalsiyum ve fosfat gibi bazı minerallerin de azalmasına yol açarken, bu minerallerin azlığı diş çürüklerinde artışa neden oluyor. Ağız kuruluğu bu nedenle hafife alınmamalı ve mutlaka bir diş hekimine başvurulmalıdır."
 
Ağız kuruluğunun nedenleri:
 

  • Biyolojik yaşlılık: Etkili bir faktör, tek başına etkili değil.
  • Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar
  • Bağışklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalığı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson)
  • Çiğneme kabiliyetinin azalması
  • Tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması
  • Radyoterapi (Radyasyon tükürük bezlerinde kalıcı hasar yapar)
  • İlaçlar  (400'ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğu yapar: deconjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları, antidepresanlar, antihistaminikler)
  • Kafein ve alkol tüketimi  
    Ağız kuruluğu nasıl kontrol altına alınır?
  • Sık sık yudum yudum su içilmeli. Gece yatarken yanında sıvı içecek, su bulundurulmalı
  • Şekersiz sakız çiğnenmeli
  • Sigara, alkol, şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı
  • Yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı
  • Gerekirse eczanelerden temin edilebilen yapay tükürük tabletleri kullanılmalı
  • Bakteri plağı kontrol altına alınmalı
  • Floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı
  • C vitamini kullanılmalı
  • 27/6/2007

    Diş Hekimi Korkusunun Sebepleri


    A-    Çevresel Faktörler

      Anne ve babalarla beraber okul ve çevresindekilerden çocuklarımızın yanlış duyumları
      B-    Yanlış Deneyimler
      Bazı diş hekimliği hizmetleri uygulamalarını çocuğun uygun olmayan şartlarda gözlemlemesi ve açıklama yapılmadan çocuklar da korkuya ortam hazırlanması

      1-  Çocuk psikolojisine uygun olmayan hekimler ile çocuğun yaşadığı ve ömür boyu unutamayacağı kötü bir deneyim yaşaması

      2-Çocuk diş hekimliği ; Çocuk psikolojine uygun mekan,dekorasyon,müzik ve personel ile bu eğitimi almış sevgi ve sabrı diş hekimliğinde birleştirmiş uzman ya da istekli diş hekimleri yapmaktadır.

      3-Çocuklar asla ve asla diş hekimine ilk ziyaretlerinde sadece tanışma,ortam ve aileleri tanıma,onlara sıcak ve sevgi dolu bir karşılaşma hazırlanmalı ve asla tedavilere zorlanılmamalıdır.Yapılacak tedaviler ve kontroller çocuklara detaylara inilmeden basitçe,ailelere ise tüm detayları ile anlatılmalıdır.Çocuğun korkuya kapılmasına sebep olacak tüm davranışlardan uzak durmalı ve onlar oyun ortamda dikkatini çekecek objelerle oyalanmalı ve ortam sevdirilmelidir.

      4-Tedavilere geçildiği zaman seanslar çok kısa tutulmalıdır.Çünkü çocuğun uzun süre ağzını korkmadan açık tutması uzun süreli değildir.Bu kısa seanslar da ise en kolay ve acısız işlemlerle başlamak çocuğun güvenini koruma ve hekime olan ilişkilerini pekiştirecektir.Böylece bu çocuklarımız diğer işlemleri için kendi istekleri ile tekrar koşarak geleceklerdir.

      C-    Ailesel Faktörler

      Türk aileleri çocuk eğitiminde çok yaygın olarak çocuklarının sakin olmaları ve bazı istedikleri yaptırmaları korkutarak sağlamaya çalışırlar.Bu yöntem çok yanlıştır.Örnek yaramazlık yapma dişçide iğne yaptırırım,dişini çektiririm,doktor sana iğne yapar,yemeğini çabuk ye çabuk gibi.Bu aile tipinde çocukların ağız ve diş sağlığı hekim-hasta ilişkilerini normale döndürmek çok zor ve uzun sürer.Nadiren ideal hekim-çocuk ilişkilerini sağlanamadığı durumlar oluşur.Bu şartlar da bu çocukların ağız ve diş tedavileri çok özel yöntemler genel anestezi altında ya da sedasyon ile ameliyathane ortamında uyutularak sağlanabilir.Bu ortam aileler ve hekimler tarafından en son çare olarak sunulur.Başka çareler bulunmayıp tüm imkanlar denendikten sonra bu yöntemde amaç çocuğun ağız ve diş sağlığının düzenlenmesi,genel bünyesini etkileyen apse,iltihaplar yaygın çürüklerden kurtulmasını ve en önemlisi ise yapılan işlemleri çocuk hatırlamayacağı için psikolojik kalıcı korkular yaratmadan tedavi sonlandırılır.

    Gerek çevresel,ailesel ve yanlış deneyimlerin ortaya çıkardığı çocuktaki korkuyu önce aileler çocuklarına doğru bilgi vererek duyumlarının ya da gördüklerinin kendileri ile ilgili olmadığını doğru anlatarak,diş hekimlerini onlara sevimli göstermeleri ve anlatmaları şarttır.Çünkü çocuklar bu hekimler ile uzun süre 4-16 yaşlar arası ve sonrasında ki yıllar da birlikte olacaklardır.

    İkincil olarak çocuklar da bu korkuyu yenmek;
    Bu bireylere uygun mekan,dekorasyon,müzik,eğitimli personel deneyimli sabırlı sevgi dolu ve modern diş hekimliği ile donanmış istekli ve uzman hekimlerin gayretleri ile oluşabilir. İşte bunlar çocuk ağız ve diş sağlığının genel kurallarıdır.Biz erişkin insanlar geçmişimizde yukarıda bahsedilen konuların bir yada bir kaçı ile kötü anılardan dolayı hala korkularımız devam eder.Tedavi ettirmeyerek uykusuz gecelerin sayısını sayamayız ve sonuçta çoğumuzun ağzında gecikmeden kapanan ve çektirdiğimiz dişlerimizin boş kalan yerleri ile yemekler de zorlanmaktayız.Ya da artık çok çok zor da kalarak yaptırdığımız ağzımızda bir ya da birkaç dolgumuz vardır.Bu sebepten çoğumuzun çiğneme ve öğütme sorunları mide hastalıklarına dönüşmüş durumdadırlar.
    Aileler ve hekimler bu sorunları birlikte sabırla ve zaman içinde başarılı bir şekilde çözebilirler.

        Dr.Mehmet Ali Özer
    32.com.tr

    9/5/2007

    AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMENİN YOLLARI

    Ağız kokusu toplumda çok büyük bir sorundur. Tahmin edilenden daha yaygındır ve sosyal ortamlarda sizi ve diğer insanları çok rahatsız eder. Bazı önlemlerle kötü ağız kokunuzu önleyebilirsiniz.



    Dilinizin pis bir halıya dönmesine izin vermeyin

    Ağız bakımı doğru ve tam yapılmadığı sürece kötü ağız kokusu kaçınılmazdır. Ağız kokusunun nedeni genellikle ağız içindeki çürümüş yemek parçaları ve mikroplar (bakteriler)�dır. Bu nedenle dişlerin fırçalanması sırasında nazikçe dilimizi de fırçalamalıyız. Yemek parçaları ve bakteriler dişlerimiz ve diş etlerimizden çok dilimizin üzerindeki tat tomurcuklarının etrafında bulunur. Bu tomurcuklar sayesinde dilimiz gerçekte tam bir kalın tüylü halı gibidir. İşte bu tüylerin arası tıpkı halının ilmiklerinin arası gibi yemek parçacıklarının ve bakterilerin yerleşmesi için çok uygundur. Bu nedenle ağız sağlığı mutlaka dil temizliğini de içermelidir. Bu temizlik için özel aparatlar gerekmez. Diş fırçanızın kendisi, bir kaşığın kenarı bu iş için yeterlidir. Ağız sıvıları ile yapılan gargara geçici bir önlemdir ve aslında kötü bir alışkanlıktır. Sorunu çözmez sadece ağzınızın bir süre iyi kokmasına yardımcı olur; kullanılmamalıdır.

    Sakız çiğneyin

    Tükrük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antiboyitikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pekçok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükrük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükrük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

    Tarçın kullanın

    İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.

    Daha fazla su için

    Özellikle yaşla artan vücut kuruması pekçok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükrük salgısını artırarak da yardımcı olur.

    Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun

    Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.

    Asla burnunuz tıkalı uyumayın

    Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağızı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükrük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

    Basit şeker tüketiminizi azaltın

    Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

    Lokmaları iyi çiğneyin

    Bu sayede yiyeceklerle tükrük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.

    Diş ipi kullanın

    Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerledeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

    Sigara içmeyin

    Sigara onlarca nedenle kötü ağız kokusuna neden olur. Saymaya gerek yoktur, içmeyiniz.

    Bayanlara bir ipucu

    Diyet mevsiminin başladığı bu günlerde eğer düşük karbonhidratlı diyet yapıyorsanız bir başka kötü nefes sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Düşük karbonhidratlı diyetlerde vücut enerji kaynağı olarak keton cismi denen maddeleri üretir ve kullanır. Ancak bunlardan bir tanesi nefes ile dışarı atılır ve bu madde nefeste kötü kokuya neden olabilir. Hatta siz bu kokuyu ojeleri çıkarmak için kullandığınız asetona benzetebilirsiniz. Böyle bir sorununuz varsa bir parça ekmek size yardımcı olabilir.

    Blogcu ile yapıldı