Blogumuzda bulunan yazılar tamamen bilgilendirme amaçlıdır.Hastalık ve rahatsızlıklarınızın tedavisi için lütfen doktorunuza veya enyakın sağlık birimine başvurunuz.

« Önceki |

24/2/2009

Osteopati tedavi yöntemi nedir ?

Osteopati hastalıklardaki kas-iskelet sisteminin etkinliği üzerinde duran tamamlayıcı bir tıp metodu.

Akupunktur, masaj terapisi ve bunun gibi diğer bir çok yöntemle gelen sağlık aslında çokta yeni bir yöntem değildir. (sağlık merkezleri, birçok farklı uygulamacısıyla grup halinde çalışarak yayılmaya devam ediyor.) lojistik ve hesap zorluklarına rağmen, bu trend, Amerikan tıp birliğini farklı iyileştirme modelleri ile bilinen geleneksel Çin tıbbı ile birleştiren geleceğin tıbbı olarak ilerliyor. Bu arada, bir grup eski Amerikan ilaç uygulayıcılarını temsil eden Östeopath?lar farklı çeşit deki tamamlayıcı tıp uygulayanı olarak da bilinir. Östeopati? nin bulunmasından bu yana , östeopati uygulayıcıları günlerinin en iyi tıp mantığını kendi yaptıkları uyumlu metotlarla tamamladılar. Bugün tek başına , oldukça geniş olan çağdaş uygulamaları şekillendiren bir Östeopath bulabilirsiniz. En azından bir Östeopath standart tamamlayıcı metotlarının yanında Östeopati tekniklerini biliyordur.

Östeopathlar M.D. de verilen eğitimin uzunluğuna eşit eğitim alırlar ve elli kademede lisansları vardır. İlaç verebilirler ve eğer uzmanlık alanlarında ameliyat yapma izinleri varsa ameliyatlarda yapabilirler. Yoğun eğitimleri ve tam lisansları yüzünden bu tarz tedavi yöntemlerinin masraflarını karşılamayan sigorta şirketleri Östeopati masraflarını karşılıyor.
Kas iskelet çalışması üzerine yoğunlaşan şikago?lu Östeopath Dr. Richard A. Feely hastalarına sadece allopathic tıp bilgisini değil O.M.T. ve ayrıca japon kafa akupunkturu, kulak akupunkturu ve bitki ilaçlarını sunar. Dr. Feely?e bir hekimin yaptığı bir dizi iyileştirme metodu bir grup uygulamacının yaptığından daha mı avantajlı diye sordum ve oda bir doktorun yaptığı çalışmanın daha ucuz ve aynı zamanda daha etkili olduğunu söyledi. Dahası Östeopathlar daha fazla tedavi seçeneği önerirler ve alternatif yöntemin uygulanmayacağı durumları bilirler ve acil bir durumda operasyona ve ya ilaç kullanımına ilk önce başvururlar.

Bütün bu avantajlarına rağmen, yapılan araştırmalar Amerikanın büyük bir kesiminin Östeopatinin ne olduğunu bilmediğini gösterdi. Bunun bir sebebi yeterli tanıtımın yapılmamış olmasıdır. Ama ayrıca bir isim sorunu da vardır. Östeopati kelimesinin kökeni yunanca kemik ve hastalık kelimelerinin birleşmesinden gelmektedir.
Östeopati kemik hastalığı çalışması değildir, en azından bir çok insanın algıladığı anlamda Leon Choizow (yazar) göre Östeopati vücuttaki, kas-İskelet sistemindeki dengenin öneminin tanınması ve uygulanan farklı bir çok teknikle dengeyi sağlayan terapilerinin yapabilirliğinin anlaşılmasına dayanan tam bir sağlık sistemidir.

Östeopatinin Tarihçesi

Östeopati Birleşmiş Milletlerde geliştiği zaman Allo pathic metod ve eğitimi içeriyordu. 1874 yılında Östeopatinin kurucusu Andrew Taylor Still bir şehir doktoru ve sivil savaş hekimiydi. O zamanlarda, Dr. Feely?in hatırlattığı gibi, Birleşmiş Milletlerde standart tedavi yönteminde şuan tehlikeli bir alışkanlık yaptığı düşünülen eroin ve kokain kullanılıyordu. Dr. Still bu yöntemi reddetti, ve bu ilaçların kullanımını tamamen bırakmaya karar verdi. Bunun yerine kendi geliştirdiği tekniği uygulayan doktorların yardımı olduğu zaman vücudun kendi kendine şifa verebileceği anlayışını geliştirdi. Afrikalı-Amerikalılara ve kadınlara en başından beri yardım eden Östeopati okulunu kurdu. Dr. Feely?a göre 1920 yılında, patentli ilaçların çok saygınlık kazandığı ve 1940 yılında, antibiyotiklerin çok kabul gördüğü, zamanlarda bazı Östeopathlar uygulamalarında farmakolojiyi içermeye karar verdi.

Dr. Feely?e göre östeopati iki tamamlayıcı tıp terapistin üzerinde çok etkili oldu. Chiropacticin kurucusu D. D. Palmer 1899 yılında kendi uygulaması Chiropractic idaresine öncü olarak Östeopatiyi hastası üzerinde iki hafta boyunca kullandı. Kendiside bir Östeopath olan William Gardner Sutherland kafatasındaki kemik ve onların ince hareketleri anlayışını geliştirdi. Bu anlayış kendi yarattığı Cranial Östeopati nin temelidir. Cranial Östeopati daha sonra John Upldeger tarafından ünlendirilmiştir.

Östeopati= M.D.Plus= Artı Tıp Okulu

Östeopati vücut yapısının hastalığının anlaşılmasındaki temel anahtar olduğu anlayışı altında incelenir. Yapılarda meydana gelen ağrı, burkulma ve yaralanma şikayetleri ile gelen hastaları tedavi etmelerine rağmen, östeopati sadece sırt, bacak kasları, lifler ve yapılarındaki ağrı, burkulma ve yaralanma değildir. Östeopati diğer hastalıklarında sindirim, solunum ve Baş ağrısı problemleri gibi vücuttaki yapılarda meydana gelen rahatsızlıktan kaynaklanabileceğine inanır. Bazen, yaşanan bir sorun yıllar önce yaşanmış vücut yapısında oluşan bir tahribatın izini taşır.
Bir tıp doktorunun bildiği her şeyi bilmenin yanında, Östeopath?lar vücut yapısı hakkında düşünmeye dayanan bir çok düzenleyici teknik bilirler. Nithols?e göre bu teknikler sadece, kas ve bağlara basınç ve masaj yapma şekli olan yumuşak doku tekniği ve uygulayıcıları karşılarındayken kasları ile uyum içinde olmaları istenen hastaları içeren kas enerjisi tekniği ile sınırlı değildir. (Nicholas American Östeopati Birliğinin üyesi ve Arizonalı bir Östeopathdır.) Kas- İskeleti bozuklukları üzerine uzmanlaşan Dr. Feely hastalarının yüzde 96 sında cranial östeopatiyi kullanır. Bu yöntem William 6. Sutherland tarafından oluşturuldu ve daha sonra cranial- sacral terapi olarak geliştirildi. Vücuttaki sürekli stress ve travmadan kaynaklanan rahatsızlıklar cerebrosbinal sıvısını üretir ve belli ritimlerle emer, fikrine dayanır. Sutherland kafatasındaki kemiklerin mangaldaki balıklar gibi olduğunu farketti ve sonuç olarak kemiklerin altındaki sıvının bu uyumlu hareketinin ilk solunum mekanizmasını isimlendirdiğini gördü, buna rağmen, bu ciğerlere oksijen girerek oluşan solunum değildir. Cranial Östeopati stres yada travmadan zarar görmüş olan sıvının düzeninin tekrar sağlanması için oluşturuldu.
Bu teknik Östeopatinin yardımcılarıdır. Kısaltmalar ortadan kalktığı zaman vücudun kendi kendini iyileştirmesine yardımcı olurlar. Dr. Feely?in dediğine göre bu iyileştirme felsefesi Östeopatinin temel anahtarıdır. Ana prensibi yapı ve işlevler birbirine sıkıca bağlıdır. Farklı teknikler tarafından uygulanır. Yani, kötü vücut yapısı kötü işleve sebep olur ve kötü işlev vücutta kötü yapıya sebep olur.
Dr. Feely, farklı iki hastasıyla olan randevusunu izlememe izin verdi. Biri sağ elindeki kontrol edilemez sallantıdan şikayetçi diğeri ise arabasıyla bir başka arabaya vurmasından sonra oluşan baş dönmesinden şikayet ediyordu. Her ikisiyle de konuştum ve Östeopati den memnun ve umutlu olduklarını gördüm. Kazazede olan hasta Östeopatinin bir bölüme katıldı, çünkü yapılan ilaç tedavisine yardımcı olarak tercih etti. Kol sorunu olan kadın Östeopatiye başladığı zamandan durumunun daha iyi olduğunu söyledi. Östeopatinin farklı denemeyedaha açık olduğunu vurguladı.
Gerçekte Östeopathlar geleneksel tıp eğitimleriyle görüşlerin karışımını kullanır bir durumdadır. Kas- iskelet sorunları üzerinde uzmanlaşanlar Östeopati Tıp eğitimini kullanırlar. Diğerleri Östeopati tıp eğitimi yanında Allopatiği kullanır. Dr. Nichols Zatüre teşhisi konan bir hastaya antibiyotiğin daha iyi işe yaraması için antibiyotiğin tedavisinin yanında tamamlayıcı teknikler kullanır. Allopathic tekniklere aşırı derecede güvenmemek gerekir. Östeopati tıbbı Östeopathic tekniği ve geleneksel görüşü birleştiren bir köprüdür.

This article was originally published in tthe June 2001 Conscious Choice magazine and was written by Jonn Salovaara
http://www.drfeely.com/
osteopathy/articles_whatsnew_3.htm

Recai YAHYAOĞLU - dryahyaoglu@hotmail.com

24/2/2009

Doğal Tedavi yöntemleri

Reiki

Japonca bir kelime olan Reiki, "Evrensel Yaşam Enerjisi" anlamındadır. Dr. Mikao Usui tarafından yüz yıl önce geliştirilmiş ve doğal şifa için kullanılan bir sistemdir. Reiki, evrensel yaşam enerjisinin bedenimize, bir reiki uzmanı yardımıyla kanalize edilmesidir. Yaşamsal enerji ile beslenen bedenimiz duygusal, fiziksel ve ruhsal anlamda beslenir ve iyileşme sürecine katkıda bulunur.

Homeopati

17. yy'da Hollandalı Dr. Samuel Hahnemann tarafından geliştirilen homeopati, yüzyıllardır güvenle kullanılan doğal bir tedavi yöntemidir.

Homeopati'nin özünde "benzer benzeri tedavi eder" düşüncesi vardır.

Kişi hastalandığında belli semptomlar gösterir. Bu semptomların benzeri, bir ilaçla yeniden sağlanabilirse, kişinin hastalığı yenebilmesi için beden kendi kendini iyleştir-mek için yaşamsal enerjiyi harekete geçirir. Homeopatik ilaçlar, bitki, mineral ve hayvansal maddelerin minimum dozda (infinitessimal) su ile seyreltilerek hazırlanmasıdır. Kişinin gösterdiği semptomlar iyice tahlil edilerek benzeri semptomları yaratacak homeopatik ilaçlar hastaya belirli dozlarda verilir. Özünde, kişinin yaşamsal enerjisini harekete geçiren bu doğal ilaçla tedavi yöntemi, son derece güvenlidir.

.

Çiçek özleri ile Terapi

Çiçek özleri ile terapi, 1930'lu yıllarda Homeopat Dr. Edward Bach ile başlamış ve günümüze kadar çeşitlenerek gelişmiştir. Çiçek terapisi, her fiziksel rahatsızlığın ardında duygusal sorunların olduğu tezine dayanır. Çiçeklerin kendine has pozitif ve negatif özelliği, insanların gösterdiği kişilik özellikleri ile benzerlikler gösterir. Kişinin özellikleri çok iyi tahlil edilmeli ve çiçek özleri bu bilgiler doğrultusunda önerilmelidir. Çiçek terapisinde, çiçeklerin pozitif yaşamsal enerjileri kişinin iyileşme sürecine duygusal anlamda destek olur. Bu yüzden homeopatik ilaç kullanımında çoğu zaman çiçek terapisi de devreye girebilir. Yaşamsal enerjinin harekete geçirilmesi için, çiçek terapisi en doğal şifa yöntemlerindendir.

Kristal Terapisi

Kristaller yüksek vibrasyona (titreşime) sahip minerallerdir. Evrende herşey olduğu gibi, bedenimiz de her an vibrasyon halindedir. Bedenimizin enerji merkezleri, yaşamsal enerji akışıyla beslenir. Bazı nedenlerle, bedenimizin belli noktalarında bloke olan yaşamsal enerji, fiziksel, duygusal ve ruhsal anlamda rahatsızlık verebilir. Kristaller bedende belli kilit noktalara yerleştirilerek, bedenimizdeki vibrasyonu ve dolayısıyla yaşamsal enerji akışını dengeler ve düzenler. Böylece, bedenimizin kendi kendini iyileştirme ve şifa gücü ortaya çıkar.

Osteopati

Yüzyıla yakın bir süredir uygulanan bu doğal terapi yöntemi, kas, kemik, eklem ve sinirlerdeki düzensizliklerin belli rahatsızlıkların temelini oluşturduğu anlayışına dayanır. Elle manipüle edilerek harekete geçirilen kas, eklem, kemik ve sinirler, bedenin iyileştirme gücünü ortaya çıkarır. Nedeni bir türlü açıklanamayan sırt, bel, boyun, eklem ve baş ağrıları bu doğal, ilaçsız tedavi yöntemiyle iyileştirilebilir.

İridioloji

İridioloji, 17. yy'dan bu güne kadar, hastalıkların teşhisi için kullanılmış doğal bir yöntemdir. Gözdeki iris tabakasının okunması olarak basitçe tarif edebileceğimiz bu teşhis sistemi, sağlığımızla ilgili bize bilgi vermektedir. İridioloji, gözdeki iris tabakasının yoğunluğu, göz bebeğinin rengi, şekli ve dokularının görüntüsü, bedenimizin durumu ve varsa hastalığımızla ilgili, iyileşme sürecine katkıda bulunabilecek bilgiler sağlar. İridioloji ile bedenimizin hangi bölgesinde toksin yoğunluğu bulunduğu, ailemizden bize kalan güçlü veya güçsüz özellikler ve genel sağlığımızın seviyesi ile ilgili bilgi edinebiliriz. İridioloji tek başına kullanılan bir yöntem değildir. Elde edilen bilgilerin sağlıklı olarak okunması ve gerekli tedavinin uygulanabilmesi için çok yararlıdır.

Kinesioloji

Tüm soruların cevabının içimizde olduğu düşünülerek, bedenimize soru sorularak ve kasların test edilmesi ile uygulanan bir doğal şifa yöntemidir. Beden sürekli homeostatik mekanizması ile fiziksel fonksiyonlarını izler. Homeostatik mekanizma, bedenin ısı, sıvı, asit gibi pek çok dengelerini korumasını sağlar. Kinesioloji genel olarak bu homeostatik bilgiyle kasların test edilmesi ile okunmasıdır. Kollar ve bacaklar gibi kasların rahat test edilebileceği bölgelerde, uygulanan baskı ve bedene soru sorma yöntemiyle sağlığımızla ilgili pekçok bilgi edinebilir ve yapmamız gerekenleri de öğrenebiliriz.

Naturopati

Tüm doğal şifa yöntemleri naturopatinin altında yer alabilir. Naturopati "Hastalığın değil, kişinin tedavi edilmesi" tezine dayanır. Yani kişiyi parçalara bölerek değil bir bütün olarak görmek ve sağlığına kavuşması için ne gerekiyorsa yapmayı gerektiren, doğal şifa yöntemidir. Naturopatide, kişinin iyileşme gücünün kendi içinde yer aldığı ve gereken ortamın, imkanın ve şifa gücünün harekete geçirilmesiyle, sağlıklı yaşamanın mümkün olduğu savunulur.

Akupunktur

Çin tıbbının büyük bir bölümünü oluşturan Akupunktur, 3000 yıllık bir geçmişe dayanır. Akupunktur, yıllardır, fiziksel, duygusal ve ruhsal sorunlar için uygulanan doğal bir terapidir. Meridyenler, kan dolaşımını sağlayan atar, toplar ve kılcal damarlara paralel hareket eden ve yaşamsal enerji akışının olduğu hatlardır. Akupunktur noktaları olarak tanımlanan, yaşam enerjisinin aktığı noktalara yerleştirilen iğneler, bu enerjiyi harekete geçirerek iyileşme sürecini başlatır. Akupunktur terapisine başlamadan önce yapılan detaylı konsültasyon ile kişinin bir bütün olarak beden uyumu, dengesi incelenir. Tespit edilen verilerle belirlenen akupunktur noktalarına yerleştirilen iğneler belli tekniklerle uygulanır ve bir süre o noktada bırakılır. Batıda yoğun bir şekilde uygulanan bu doğal tedavi yöntemi, yıllardır araştırılarak bir çok farklı uygulama teknikleriyle geliştirilmiştir.

11/9/2008

Enerji Klinik’te Kuantum Terapileri

Enerji Klinik’te Ozon Terapi her hastamıza uyguladığımız genel tedavi programının ya da Anti-Aging Terapi programının bir bölümü olarak yapılmaktadır.

Ozon Terapi de dahil olmak üzere tüm tedaviler kişinin sağlık gereksinimleri göz önünde bulundurularak, ve beslenme rejimleri de düzenlenerek uygulanır.
Enerji Klinik’te tüm hastalarımıza ozon terapi yanında iyon detoks terapisi de yapılarak toksinlerden kurtulmaları sağlanır. Duruma göre manyetik alan terapisi, frekans terapileri ve lazer terapisi tedaviye eklenir.
Anti-aging’e yönelik önleyici tıp yaklaşımları tedavi programının ayrılmaz bir parçasıdır. Tedavi programları doktorunuz tarafından genel sağlık durumunuz göz önünde bulundurularak planlanır.

25/2/2008

"Modern tıbbın 10 büyük yalanı"

Shane Ellison, ''Batı Tıbbı Sağlığınızın Altını Nasıl Oyar?'' adlı kitabında modern tıbbın 10 büyük yalanını ifşa ettiğini iddia ediyor.

Hayykitap'ın "Bu kitabı okumak bir ölüm kalım savaşı…" diye lanse ettiği kitap Batı'daki tıp uygulamalarında "ilaç diktatörleri"nin etkin rol oynadığı iddiasıyla yola çıkıyor.
 
"Organik kimya" konusunda yüksek lisans derecesi bulunan Shane Ellison'un hedefindeki kuruluş ise Amerikan Sağlık Örgütü (FDA).
 
Ellison, FDA'in "İlaç firmalarına nasıl para kazandırırım?" felsefesi uyguladığını iddia ederek, sağlık konusuna önem verilmediğini anlatıyor.
 
Yazarın iddiaları arasında yer alan ifadelerden bazıları ise şöyle:
 
- ABD'de yılda 105 bin kişi bu yüzden ölüyor.
- Aynı nedenle ABD'te 2 milyon kişi sürekli hasta veya sakat.
 
Ellison, özellikle kolesterol, kalp, depresyon, hormon ve hiperaktivite ilaçlarının "bir kandırmaca ürünler olduğunu iddia ediyor ve amacın ilaç satmak olmadığına hastalık satmak olduğuna inanıyor.
 
Hayykitap'tan yayımlanan ve Arzu Aygen'in çevirdiği "Batı Tıbbı Sağlığınızın Altını Nasıl Oyar?"da çok sayıda başka iddiaya da yer verilmiş. Yazarın kendi deyimiyle "ilaç diktatörleri"nden kurtulmak için önerisi ise "doğal tıp".

30/10/2007

Yediğimiz gıdalar tehlike saçıyor


Hangi gıdada hangi tehlike Sigaranın ardından dünya çapında ’E’kodunu taşıyan yapay tatlandırıcı, renklendirici ve koruyucu maddelere karşı savaş başlıyor.

Southampton Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda, özellikle çocuklara yönelik şeker, pasta ve gazlı içecek gibi ürünlerde bol bol kullanılan ’E’ kodlu katkı maddelerinin derhal yasaklanması gerektiği belirtildi. Uzmanlar, ailelerin sigara için açılan tazminat davalarının benzerlerini bu katkı maddelerini kullanan gıda firmalarına açabileceği uyarısı yaptı.

Hangi gıdada ne tehlike var?

* E102 (Bisküvi, tatlılar): Hiperaktivite, astım.

* E124 (İçecekler, bisküvi, tatlılar): Alerji, tahammülsüzlük.

* E110 (dondurma, içecekler, tatlılar): Mide sorunları, alerji.

* E122 (jel tatlılar, hazır yemekler, bisküvi): Alerji, tahammülsüzlük.

* E104 (Tatlılar): Hiperaktivite, astım.

* E129 (Gazlı içecekler, kokteyl sosis): Aşırı duyarlılık.

* E211 (Gazlı içecekler, fırında hazırlanan gıdalar, lolipop): Hiperaktivite, astım.

10/10/2007

Uyku ruh sağlığının aynası

Uyku, ruh sağlığının aynası

Uykularınız düzenliyse genellikle ruh sağlığınız da yerinde demektir. Aşırı uyku ya da uykusuzluk, ruhunuzun derinliklerinde bir sorun olduğunun göstergesidir. Rüyalar ise geleceğinizle değil, geçmişinizin derinlikleriyle ilgilidir...

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularınız düzenliyse genellikle ruh sağlığınız da yerinde demektir. Aşırı uyku ya da uykusuzluk, ruhunuzun derinliklerinde bir sorun olduğunun, belki bir ruhsal bozukluk içinde olduğunuzun göstergesidir” diye konuştu.Prof. Dr. Çelikkol, olağan uyku saatinde yatağa girildiğinde uyumakta güçlük çekilmesi veya sabah erken uyanılması, sık uyku bölünmesi hallerinde de benzer sorunların varlığına dikkati çekerek, şunları söyledi: “Karmaşık rüyalar, kabuslar, dehşet içinde uyanma, en azından bilinç dışınızdaki karmaşanın habercisidir. Sabah kötü biçimde uyanıp, nefes alamaz durumda olmanız, hatta elinizi kolunuzu bile kıpırdatamamanız, uyku felci halidir ve ruhsal sorunlarınıza işaret eder.
Sorunlu ruh hali, karmaşık, rahatsız edici rüyalarla kendini gösterir. Rüyaya bağlı iyi haberler beklerseniz veya kötü bir durumla karşılaşılacağınıza inanırsanız, birçok gününüzü iyi bir haber veya bir felaket beklentisi içinde dolduracaksınız demektir. Gerçekteyse rüyalar, uzak yakın geçmişinizin hatta en uzak geçmişinizin, çocukluk sevinçlerinizin, korkularınızın, istenmediği için farkında olmadan bilinç dışına ittiğinizin anılarınızın bir biçimde ve genellikle sembolik olarak bilinç alanına fırlamasıdır. Geleceğinizle değil, geçmişinizle ilgilidir.”

“UYKUSUZLUK ÇEKEN BİRİ ENİNDE SONUNDA ÇÖKER”
İnsan yapısının gün boyu koşup, çalışıp, didinip, düşünüp, yaşama her an tanıklık ettiğini ifade eden Prof. Dr. Çelikkol, şöyle dedi: “Uykuda, gün boyu zihnimize ulaşan bilgilerin, duyguların da tasnif edilmesi, önem sırasına konması, önemli bölümünün çöp tenekesine atılması gerekir. Böyle bakınca uyku sadece bedenen ve ruhen dinlenme amacına yönelik değildir, aynı zamanda düzenleme, tamir etme için de gereklidir. Böyle olunca, uykusuzluk çeken kişi sadece bedenen ve ruhen dinlenememiş olmaz, eninde sonunda çöker.”Yatar yatmaz uyuyamama, tedirgin ve delikli uyku, sabah erken uyanma, kötü rüyalar, kabus, uyku terörü, uyku felci, ani uyku basmasının süreklilik göstermesi, yaşamı etkilemesi halinde ciddiye alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Çelikkol, bunun ya başlı başına bir ruhsal bozukluk ya da önemli bir ruhsal bozukluğun önemli belirtilerinden olduğunu, her ikisi için de tedavi aranması gerektiğini söyledi.

Blogcu ile yapıldı